Sentence examples of "sihirden ayırt edilemez" in Turkish

<>
"Yeterince gelişmiş teknoloji sihirden ayırt edilemez". Arthur C. Clarke. "Любая достаточно развитая технология неотличима от магии". Артур Кларк.
İkizler birbirinden ayırt edilemez. Эти близнецы неотличимы друг от друга.
Dünya, bunun benim için kabul edilemez olduğunu bilmeli. Мир должен знать, что это неприемлемо для меня.
Hangisi Aç Adam Vadisi, ayırt edebiliyor musun? Можешь сказать, какая из них Долина Голодных?
Evlilik mucizesini sihirden daha iyi sembolize edecek bir şey olabilir mi?! В конце концов, что лучше магии может символизировать все чудеса брака?
Kaosun sonucu asla tahmin edilemez. Последствия хаоса никогда нельзя предугадать.
Ama sen değil işte. Gerçi traş olmayı unuttuğu günlerde ayırt etmek zor oluyor. Да, но он - не ты, хотя вас уже трудно отличить:
Hayır, başarmaya çalıştığım şey sihirden çok öte. Нет. Моё достижение будет далеко за пределами магии.
Yine de bunların hiçbiri, dün kabul edilemez davrandığın gerçeğini değiştirmiyor. Но это не меняет того, что твоё поведение было неприемлемо.
Canlıyı cansızı ayırt edecek kadar ölü gördüm. Я видела достаточно мертвых, могу отличить.
o, hiçbirşey ile takas edilemez, anlaşıldı mı? Её нельзя ни на что обменивать, ясно вам?
Ayırt edemiyorsan, önemi var mı? Если не отличить, разве важно?
Davranışın uygunsuz ve kabul edilemez. Твое поведение неуместно и недопустимо.
Sen gerçek iyiliği hayali iyilikten ayırt edebilir misin? Разве ты способен отличать настоящее добро от воображаемого?
Bu benim nazarımda kabul edilemez. На мой взгляд это неприемлемо.
Yıldızların pozisyonlarını ve boyutlarını kayda geçiren ilk kişiydi ve herhangi bir değişiklik olduğunda ayırt edebiliyordu. Именно он создал первый каталог координат и звездных величин, чтобы определять ход этих перемен.
Benden seni eve geri götürmemi istedi. Ama doktorun dediğine göre senin için yolculuğun lâfı bile edilemez. Она хочет, чтобы я привез Вас домой, но врач говорит, сейчас поездка невозможна.
Boş bir cips paketiyle çocuklarınız arasındaki farkı ayırt etme yeteneklerini kaybediyorlar. Они теряют способность отличить пустую пачку из-под чипсов от вашего ребенка.
Bu gemi bir bilgisayar tarafından idare edilemez. Таким судном не может управлять один компьютер.
İnsan gözü renkler içinde neden en çok yeşilin tonlarını ayırt eder, gibi bir şeydi. Что-то вроде "Почему человеческий глаз распознает больше оттенков зеленого, чем других цветов?"
Examples of word usage in different contexts are provided solely for linguistic purposes, i.e. to study word usage in a sentence in one language and how they can be translated into another. All samples are automatically collected from a variety of publicly available open sources using bilingual search technologies.
If you find a spelling, punctuation or any other error in the original or translation, use the "Report a problem" option or write to us.

In this section, you can see how words and expressions are used in different contexts using examples of translations made by professionals. The Contexts section will help you learn English, German, Spanish and other languages. Here you can find examples with phrasal verbs and idioms in texts that vary in style and theme. Examples can be sorted by translations and topics.

Learn foreign languages, see the translation of millions of words and expressions, and use them in your e-mail communication.